Yazılarım

Gezi Notlarım, Düşüncelerim ve Hayallerim

  • Eger Şehri

    9 Eylül 2017

    buy provigil from india Osmanlı’nın en kuzeydeki kalesinde Macaristan’ın Eger şehrindeyim. 15. yüzyılda Avusturya ve Osmanlı devletinin kozlarını paylaştığı bu küçük şehir, sokakları ve güzel mimarisiyle gelenleri etkilememesi mümkün değil. Belirtmek gerekir ki şehir 12. yüzyılda Moğol istilasından da nasibini almış. Tarihinde bir çok savaşlara tanıklık eden bu şehrin yapısı ve planlaması da tabi olarak tarihi mirasından etkilenmiştir.

    dapoxetine original buy Akşam saatlerine doğru yağmurlu bir hava eşliğinde şehre ulaştım. Budapeşte’den trenle iki saat süren bir yolculuk sonrasında şehre ulaşabilirsiniz. Tren istasyonundan 15 dk. yürüyerek  Bartok Ter Panzio’da kiraladığım odaya eşyalarımı bıraktım. Restoran arayışı için kendimi tekrar şehrin sokaklarında gezinirken buldum. Kısa bir yürüyüş sonrasında Dobo meydanına bakan HBH restoranında karar kıldım. Macarların geleneksel Gulaş çorbasıyla başladığım yemeğime mantar soslu ev yapımı İtalyan usulu bir makarna yiyerek devam ettim. Kahve eşliğinde k eyif sigarasının ardından kaleyi doğru yürüyüşüme başladım. Kale merdivenlerine gelmeden Türk-Macar derneğinin kurduğu Türk çadırı dikkatimi çekti. Çadırın içi Türk kültürüne uygun minder, masa ve sehpalarla döşenmişti. Bir Türk kahvesi de Eger’de içmeden geçip gitmek olmazdı. Kahvemi içerken Eger’de yıllarca yaşamış yaşadığı yerin sorunlarını ve tarihini bilen bir vatandaşla şehir üzerine sohbete daldık. Artık hava kararmış ortalık sakinleşmişti. 

    Yürüyüşümün devamında ilginç bir yapıya rastladım. Bu yapı Osmanlı’nın Eger’i topraklarına katmasıyla kiliseden camiye çevrilmiş sonrasında Macarların Eger’i geri almasıyla tekrar camiden kilisiye çevrilmişti. Bu tarihin debdebeli dönemlerinde el değiştiren güzel yapının ilginç bir hikayesini paylaşmak isterim. 19. yüzyılda kendilerine Meryemin oğulları denilen fanatik hristiyan bir grup Osmanlı’nın sonradan eklediği 14 köşeli inşa edilen minaresini yıkmak ister. İnsan gücüyle halatlar bağlanarak yapılan denemeler başarısız kalınca, bu sefer halatlara 400 kadar öküz bağlanarak minareyi yıkmak isterler. Lakin tüm çabalara rağmen 14 köşeli adeta bir gün yıkılmaya çalışılır endişesiyle inşa edilen bir kale gibi minare yıkılmaz. İstediklerini elde edemeyen bu grup çare olarak minare kubbesinin zirvesinde bulunan ve İslamın sembolü olan hilali haç ile değiştirerek kendilerince bir çözüm bulurlar. Bugün minarede hem haç hem de hilali görmek mümkündür. Minare İslam ile Hristiyanlık dini arasında dostluğu simgeleyen bir yapı haline gelir. Öyle ki yılın belli günlerde müezzinin ezan okumasına da izin verilir.

Leave a reply